//-->

Tarihin Derinliklerine

Dagistan 2 Osmanlilar ve Seyh Samil

Dagistan 2 Osmanlilar ve Seyh Samil

Dağıstan tarihi genel olarak Kafkasya tarihi ile birlikte incelenmiştir. Yüzyıllar boyu, özellikle Hazar Denizi'nin doğusundan gelen kavimlerin hareket sahası olan Kafkasya, bir taraftan Hint-Avrupa grubuna dahil kavimlerin, diğer taraftan da Turan kavimlerinin akınlarına uğramıştır. IV. Asırda başlayan Türk ve Moğol akınları asırlarca aralıklı olarak devam etmiş, Kafkasya'nın siyasi ve etnik yapısında büyük değişiklikler meydana getirmiştir. Slavlar'ın üzerine akınlar yapan Avarlar'la Hazarlar'ın seferleri IV. Asırdan XIII. asra kadar devam etmiştir.Volga ve Kuzey Kafkasya arasında devlet kuran Hazar Türkleri VII. Yüzyılda Kafkasya'yı hakimiyetleri altına almışlardır.

Dağıstan arazisi üzerinde cereyan eden savaşlar Emevi ve Abbasiler'le Dağıstan'a hakim olan Hazar ve sair Türk kavimleri arasında geçerken, bu arada ülkenin yerli halkı olan Lezgiler müslüman olmuş ve Hristiyanlığı kabul etmiş olan komşuları Gürcilerle aralarında pek çok savaşlar vuku bulmuştur.XI. yüzyılda Büyük Selçuklular tarafından fethedilen Dağıstan, XIII. yüzyılda Moğol istilasına kadar Selçuklu Türkleri'nin yönetiminde kalmıştır.XI-XII. Yüzyıllarda Karadeniz'in Dağıstan'a kadar sokularak bölgeninTürkleşmesinde önemli rol oynamışlardır. Daha sonra sırasıyla
İlhanlılar (1256-1353), Altın Orda Hanlığı (1226-1502), Şirvanşahlar'a, Timurlular (1370-1506) ve Safeviler Dağıstan'a hâkim olmuşlardır.


Dağıstan ile Osmanlılar arasında 1475 'te Kırım Hanlığı vasıtasıyla başlayan sıcak ilişkiler Osmanlı'nın yıkılışına kadar devam etmiştir. Fatih Sultan Mehmed zamanında, Haziran 1475'te Kefe'nin fethedilmesiyle Kırım Hanlığı'nın Osmanlı Devleti'ne bağlanması üzerine, bu Hanlığa bağlı bulunan Dağıstan Beyleri de Osmanlı'ya bağlılıklarını bildirdiler. 1578 yılında Özdemiroğlu Osman Paşa tarafından fethedilen Dağıstan, 1578-1606 yılları arasında 28 yıl doğrudan Osmanlı hakimiyeti altında kaldı. Dağıstan Hâkimleri'nin Osmanlılar'la olan ilişkileri bundan sonra da devam etti. Aşağıda daha genişçe ele alacağımız bu münasebetler karşılıklı askeri yardım talepleri, hâkimlerin(hanlar) tayini ve onlara rütbe tevcîhi ve bu ülkeye memurlar gönderilmesi ile Dağıstanlı öğrencilerin Dârulfünün ve Dârülmuallimîn'e kabul edilmesine kadar askeri, siyasi, iktisadi, sosyal ve kültürel hemen her sahada devam etti.

Safevîler'in XVII. Yüzyıl başlarında Dağıstan'da Şiiliği yaymak için
başlattıkları harekât Dağıstanlılar'ın şiddetli tepkisiyle karşılaştı.
1607'de Şah I.Abbas, Şamahı Kalesi'ni kuşatarak ele


 
geçirdi.
Osmanlılar burayı hiçi kimsenin canına dokunulmaması şartıyla teslim ettikleri halde, Şah Abbas pek çok kimseyi öldürttü. XVII. Yüzyıl başlarında Dağıstanlılar, Gazi Kumuk Hanı Çolak Surhay Han' ın önderliğinde birleşerek Şamahı'yı geri aldılar ve yardımını gördükleri Osmanlılar'ın himayesine girdiler.
Dağıstan XVI. Yüzyıldan itibaren Ruslar'ın ilgisini çekmeye başladı.1722'de Çar Birinci Petro Rus tüccarların öldürülmesi bahanesiyle İran'a savaş açarak, Derbent'i işgal etti. Osmanlı Devleti, Derbent kendi himayesinde olduğundan, Petroyu protesto edip şehri terketmesini istedi. Hazar sahillerinde hakimiyet kurabilen Ruslar, Osmanlı kuvvetlerinin yardımıyla Bakü önlerinde durduruldu. Ancak İranlılar'ın 1724 yılında Ruslar'la imzaladığı
Reşt Andlaşması'yla Derbent ve Bakü Ruslar'ın eline geçti. 1732'de Derbent Nâdir Şah tarafından tekrar geri alındı. Ancak 1747'den sonra Ruslar Dağıstan'da yeniden nüfuz kazanmaya çalıştılar ve 1785'te Kafkasya Valiliği'ni ihdas ederek hakimiyetlerini büyük ölçüde sağlamlaştırdılar. 1813 yılında İranlılar ile Ruslar arasında imzalanan Gülistan Andlaşması ile Dağıstan Ruslar'a verildi.



Fakat Ruslar uzun müddet Dağıstan'da hakimiyet kuramadı. Baddeley'in tabiriyle, gökyüzünden yağmurun düşmesi gibi, 1783'te bir savaşçı,
lider ve vâiz olarak dağlardan çıkan İmam Mansur, ilk defa Dağlı kabileleri birleştirmeyi düşündü ve Ruslar'a karşı cihad ilan etti. Böylece, 1783'te İmam Mansur'la başlayıp 1794'de Gazi Muhammed,daha sonra da Hamzat Bek tarafından yürütülen mücadele, Şeyh Şâmil tarafından şiddetli bir mukavemetle devam ettirildi. İmam seçilen Şeyh Şâmil, Dağıstanlılar'ın Ruslar'a karşı yürüttüğü cihad hareketini ciddi bir şekilde organize etti ve tam 25 yıl boyunca Ruslar'a karşı kahramanca savaştı. Nihayet 25 Ağustos 1859'da General Baryatinski kumandasındaki ağır silahlı Rus birliklerine teslim olmak zorunda kaldı.



Kafkasya'daki kavimlerin küçük hanlıklar ya da kabileler şeklinde teşkilatlanmış olmaları ve güçlü bir devlet etrafında birleşememeleri kendileri için iyi olmamıştır.
İmam Şâmil, özellikle Turani kökene mensup bu kavimleri din esasında birleştirmeyi başarmakla birlikte, bu birlik, Osmanlı gibi dünya Müslümanlarının hamisi olan tek güçlü devletin gerileme süreci içinde ortaya çıkması sebebiyle hedefine ulaşamamıştır.


İmam Şâmil, her biri büyük bir din âlimi olan seleflerine göre daha başarılı bir idareci ve asker idi. Şeyh'in mücadele yıllarında Ruslar, sadece Hazar sahilini ve güney bölgesini kontrol edebildiler. Şer'i hükümleri uygulayan Şeyh Şâmil şaşmayan adaleti ile tebaasının derin hürmetini kazandı. Ruslar, askerî bir idare kurdukları Dağıstan'da İmam Şâmil'in kurduğu şer'î sisteme alternatif ve görünüşte şeriat ve örf-adetlere göre hüküm veren mahalli mahkemeler kurdular. Ancak Ruslar'ın kurduğu bu sistem, Dağıstanlılar tarafından benimsenmemiş ve İmam Şâmil'in İslâmi esaslar üzerine tesis ettiği demokratik devlet sistemi bütün kuvvetiyle bâkî kalmıştı.


İmam Şâmil Dağıstan'da derebeylerin nüfuzunu kırıp demokratik bir idare kurmayı başardığı halde; Ruslar, Dağıstan'da köylünün tâbi tutulduğu kölelik rejimi konusunda hiçbir ıslahat yapmamıştı.Halbuki Rusya, Şâmil'in esaretinden iki yıl sonra bu rejimi dâhili Rusya'da resmen kaldırmış bulunuyordu. Tersine Rus Çarlığı, Azerbaycan'da yaptığı gibi, burada da ihdas ettiği yeni toprak derebeylerine isnad etmeyi tercih etmişti. Bunlara sürgün, idamve müsadere gibi tedbirler de ilâve edilecek olursa, Dağıstanlılar'ın Rus hâkimiyetine karşı nasıl bir duygu besledikleri tahmin edilebilir.
Buna karşılık, çok sayıda etnik gruba ayrılan bir ülkede, bu kadar kavmi bir mefküre etrafında toplamayı başaran ve bugün bütün bu gruplar tarafından hâlâ sahiplenilerek derin bir sevgi ile benimsenen İmam Şâmil'in, askerî olduğu kadar idarî başarısı ve neden çok sevildiği ilginç bir araştırma konusu olacak niteliktedir.


Ruslar İmam Şâmil'in teslim olmasından sonra İmamlar'a karşı mahalli beyleri destekleme kararı aldılar. Dağıstanlılar'ın Ruslar'la mücadelesi, çok etkili olmamakla birlikte bundan sonra da devam etti. 1877 Osmanlı -Rus Savaşı'ndan faydalanan Dağıstanlılar, Çerkesler ile aynı zamanda isyan ederek, İmam Şâmil'in nâiplerinden Abdurrahman Efendi başkanlığında milli bir hareket başlattılar. Eski milli müesseseler ihya edilerek kısa bir zamanda Dağıstan Ruslar'dan temizlendi. Osmanlı ordusunun yardıma geleceği ümidiyle Dağıstanlılar Ruslar'a karşı büyük bir direnç gösterdiler. Ancak savaşın lehlerine dönmesi üzerine Ruslar, Osmanlı sınırından çektikleri askerleri Dağıstan'a sevkederek bu isyanı bastırdılar.

1905'te başlatılan ikinci isyan da başarılı olmadı. 1912'de Rus
dilinin kullanılmasına karşı Dağıstanlılar'ın gösterdikleri çok şiddetli mukavemet, Rusya'yı bu kararından vazgeçmeye mecbur bıraktı. 1917 Bolşevik İhtilali'nden sonra Mart ayında Timurhan-Şura'da teşekkül eden Milli Komite Dağıstan'da hakimiyeti elinde aldı. Ruslar mukavemet göstermeden hükümeti teslim ederek uzaklaştılar. Nisan 1917'de Bakü'de toplanan Kafkasya İslâm Kurultayı'na Dağıstanlılar da katıldı. Mayıs ayında Terek-Kale (Vladikafkas) şehrinde Hazar'dan Karadeniz'e bütün Kuzey Kafkasya Dağlıları'nın iştirak ettiği büyük bir kurultay toplanarakmilli bir devlet kurmaya karar verdi. Terek Dağıstan Mahalli Hükümeti kuruldu.

11 Mayıs 1918'de Dağıstan, Osmanlılar'ın
desteğiyle Abdülmecid Çermoy başkanlığında Dağıstan ve Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti adı altında bağımsızlığını ilan etti ve 6 Ekim 1918'de milli kuvvetlerin eline geçen Derbent'e, 13 Ekim 1918'de halkın büyük coşkusu altında Cumhuriyet'in ay yıldızlı yeşil bayrağı çekildi. Fakat Osmanlı ordusunun 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi'yle Kafkasya'yı tahliye etmesinden sonra yalnız kalan Dağıstan yeniden işgal tehlikesiyle karşılaştı.


Dağıstanlılar'ın önce Çarlık ordularına sonra da Bolşevikler'e karşı mücadelesi Mart 1920'ye kadar devam etti. Ancak 30 Mart 1920'de Kızıl Ordu'nun Dağıstan'ı işgale başlamasından sonra 20 Ocak 1921'de Rusya Federatif Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne tabi Dağıstan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. SSCB'nin dağılmasından sonra ise Dağıstan, halen Rusya Federasyonu'na bağlı Özerk Cumhuriyet statüsünü devam ettirmektedir.

KAYNAK :http://www.turktarih.net/t-947-dagista-cumhuriyeti-2-dagista-osma-lilar -ve-seyh-samil-harekati.html
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=