//-->

Tarihin Derinliklerine

Dagistan-Diller Ulkesi ve Problemi

Dağıstan-Diller Ülkesi

Dağıstan'da otuzdan fazla olduğunu belirttiğimiz Turani gruplar adedince lehçe (bazen dil) mevcud olup, her grup kendi dil ve lehçesiyle konuşmaktadır. Özellikle dağlık bölgede çok farklı dillerin konuşulması sebebiyle vaktiyle Araplar'ın kullandığı Cebelü'l-Elsine (Diller Dağı) tabiri bugün de kullanılmakta, Rusça'da da aynı manada olmak üzere Gora Yazıkov denilmektedir. Dağıstan'da, yukarıda da değinildiği gibi, yalnız bir iki köyün konuştuğu ve 200-300 aileden başka kimsenin anlamadığı diller bulunmaktadır.
Yapılan tasniflere göre belli başlı Dağıstan dilleri olarak birinci grupta Avar, Andi, Didoy ve Arçi; ikinci grupta Darga (Hurkili); üçüncü grupta Lak(Gazi-Kumuk); dördüncü grupta da Lezgi dil grupları yer alır. Dağıstan'ın asıl yerli ahâlisinin Lezgiler olduğunu yazan Şemseddin Sâmi'ye göre, Dağıstan dillerinin temelini de Lezgi dili oluşturmaktadır.
"...Her halde Lezgi kavmi pek küçük bir yerde yaşadığına göre müttehidü'l-lisan (dil birliği) olması iktiza ederken, bir çok şu'be ve kabilelere münkasim (bölünmüş) olub, bunların her biri kendine mahsüs bir lisanla mütekellimdir (konuşmaktadır).

Dağıstan dillerinden yerli olanlar İber-Kafkasya, Kumuk ve Nogay dilleri ise Türk dil grubuna aittir. Türk dilleri ülkenin yalnız düzlük bölgelerinde yayılmıştır. Bugün Dağıstan'da Hun, Avar, Bulgar, Hazar ve Oğuz Türkleri'ne ait bazı yer isimleri hâlâ muhafaza edilmektedir. Sovyet sisteminden önce Türkçe düzlük bölgelerde hakim dil olup, dağlı kabileler arasında da anlaşma dili vazifesi görürken, bugün bu fonksiyonu Rusça görmektedir. Halkın %71'inin bu dili kullandığı ülkede hemen hemen bütün teknik bilgiler Rusça'dır. Rusça, sosyal ve ekonomik hayatta büyük bir anlaşma kolaylığı sağlamaktadır. Dağıstan Anayasası'na göre 11 dile her yerde kullanma serbestiyeti verilmiş bulunmaktadır. Halen Dağıstan radyosu bu dillerden dokuzunda yayın yapmaktadır.

PROBLEMİ
Turan birliğinin en başında gelen Dil problemi burada da karşımıza çıkmaktadır.
Çok sayıda dilin konuşulduğu Dağıstan'da dil birliğini sağlamak her zaman ilk sırayı işgal eden önemli meselelerden biri olmuştur. Bugün ortak anlaşma dili Rusça olmakla birlikte, araştırmalar, Dağıstan dillerinin Türkçe etrafında birleşmeye doğru bir tekâmül seyri takip ettiğini göstermektedir. Ancak bu birleşmeyi diğer dillerin ortadan kalması şeklinde anlamamak gerekir. Buradaki birleşmeden kasdedilen, Türkçe'nin Dağıstan halklarının konuştuğu ortak bir anlaşma dili haline gelmesidir. Buna örnek olarak, 1860'da Kaluga'da sürgün hayatı yaşarken Şeyh Şâmil'i ziyaret eden Ruslar'dan İ. Zahar, hatıratında Şeyh Şâmil ile Avarlar'dan oluşan maiyyetinin Azerî Türkçesi konuştuklarını ve Kazan Türkleri'nden olup Rus ordusunda hizmet gören askerler ile bu dil ile anlaştıklarını anlatır.
Diğer taraftan, Âsâr-ı Dağıstan adlı meşhür eserin yazarı Mirza Hasan Efendi Alkadarî gibi muhtelif Dağıstan kavimlerine mensup yazarların Sovyet sistemine kadar kitap ve gazetelerini Türkçe olarak neşretmeleri ve 1917 Rus İhtilali 'nden sonra, gerek Dağıstan'da kurulan milli devletin sınırları içinde gerek Çerkezistan'da ve Çeçen, İnguş, Oset, Balhar, Karaçay ve Nogay ülkelerinde, tedrisatın ilk mekteplerde mahalli dillerde yapıldıktan sonra orta mektepten itibaren Türkçe yapılmasına ve umümi devlet dili olarak Türkçe'nin kullanılmasına karar vermeleri, hatta mahalli dilin Türkçe olduğu Dağıstan'da Osmanlı Türkçesi'nin İstanbul lehçesinin resmi dil olarak kararlaştırılması....bu süreci doğrular mahiyettedir.
Türkçe Dağıstan'da bu mevkiini 1930 yılına kadar devam ettirmiş, bu tarihte Rusça umumi devlet dili olarak kabul edilmiştir. Bundan sonra kabileler arasında irtibat dil vazifesini görmekle beraber, Türkçe tedrisat, yalnız Türkler'le meskün mahallere münhasır kalmıştır. Rusça'nın resmi dil haline getirilmesi ile yavaşlayan 'Dağıstan dillerinin Türkçe etrafında birleşmeye doğru gösterdiği tekâmül seyri' nin Sovyetler'in çözülerek bağımsız Türk Cumhuriyetlerinin ortaya çıkması sonucu Türkçe'nin yeniden önem kazanması ve Rusya Federasyonu'nun demokrasiye geçmiş olmasıyla bugün yeniden hız kazanacağı tahmin edilebilir. Bugün Türk Cumhuriyetlerinde sayıları yüzlerle ifade edilen ve Dağıstan'ın Mohaçkale ve Derbent gibi en büyük şehirleriyle, Botlıh gibi kışın ancak havayolu ile ulaşılabilen yerleşim birimlerinde de açılan ve Türkçe eğitim yapan özel Türk liseleri ile Derbent'te de örneği bulunan yüksek öğretim kurumlarının sözü edilen bu sürece katkıda bulunacağı muhakkaktır.

Dağıstan 'da Arapça da çok önemli bir yere sahip olmuştur. İslâmiyet'in kabulü ile birlikte Arapça'ya karşı büyük bir alâka uyanmış, Arap alfabesi Dağıstan dillerinin de alfabesi haline gelmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi, henüz İslâm'ın bu topraklara girdiği VII. Yüzyılda Dağıstan'ın sanat eserlerine küfî hatla damgasını vuran Arap dili 1917 yılına kadar bütün Dağıstan halkları için edebiyat ve bilim dili olarak fonksiyon görmüştür.
XIX. yüzyılın başlarına gelindiğine Dağıstan'ın mescid ve medrese bulunmayan köyü kalmamıştır. Bu mescid ve medreselerde Arapça, Türkçe, Farsça ve yerli Dağıstan dillerinde eserlerin bulunduğu zengin kütüphaneler bulunuyordu.


KAYNAK :http://turktarih.net/tarih/953/dagistan-cumhuriyeti-8-diller-ulkesi
http://turktarih.net/tarih/954/dagistan-cumhuriyeti-9-dil-birligi-problemi

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=